İzmir’den ‘Katliam Yasası’na Tepki: Hukukçular Ayakta

Default post image
Yazı Özetini Göster

İzmir’de hukukçular, İsrail parlamentosunda kabul edilen ve ‘katliam yasası’ olarak nitelendirilen idam kararına sert tepki gösterdi. Bu yeni düzenleme, uluslararası hukuku hiçe sayan bir adım olarak değerlendirildi. Hukukçular Derneği’nin ülke genelinde eş zamanlı olarak düzenlediği basın açıklaması, İzmir’de de yankı buldu. Kentteki hukukçular, bu yasanın insan haklarına aykırı olduğunu ve Filistin halkına yönelik ayrımcılığın açık bir göstergesi olduğunu vurguladı.

Hukukçular Derneği’nin Türkiye genelindeki açıklamalarına paralel olarak İzmir’de de bir araya gelen avukatlar, İsrail’in attığı bu adımı kınadı. İsrail parlamentosunda kabul edilen yeni idam cezası yasası, temel insan haklarını ihlal eden bir nitelik taşıyor. Bu yasa, terör eylemi olarak tanımlanan suçları işleyenlerin idam edilmesini öngörüyor. Ancak bu tanımlamaların oldukça geniş ve muğlak olması, uygulamanın keyfi ve ayrımcı olacağı endişesini taşıyor. Hukukçular, bu yasanın Filistin halkını hedef aldığını ve yüz binlerce insanı hukuki kılıf altında katletme amacı taşıdığını belirtiyor.

‘Katliam Yasası’ Ayrımcılıkla Yargılanıyor

İzmirli hukukçular, İsrail’in bu yeni düzenlemesinin aslında Filistinlilere yönelik olduğunu açıkça dile getirdi. Yasa metninin incelendiğinde, bunun Filistinlileri hedef aldığı anlaşılıyor. Buna karşılık, Filistinlilere zarar veren İsrail vatandaşları veya yerleşimciler farklı bir hukuk sistemine tabi tutuluyor. Bu kişiler genellikle sivil mahkemelerde yargılanıyor ve pek çoğu da cezasız kalıyor. Bu durum, İsrail ile Filistinliler arasında büyük bir ayrımcılık yaratıyor. Aynı eylemler için farklı hukuk kurallarının işletilmesi, düzenlemenin kimleri hedeflediğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Hukukçular, bu yasanın bir tür ‘apartheid’ uygulaması olduğunu düşünüyor.

Üstelik bu yasa, idam kararlarının çok kısa sürelerde, hatta 90 gün gibi bir sürede uygulanmasını öngörüyor. İdam kararı için gerekli olan oybirliği şartı kaldırılmış. Bunun yerine basit çoğunluk yeterli görülüyor. Temyiz ve itiraz yolları da önemli ölçüde kısıtlanmış durumda. Bu değişiklikler, adil yargılanma hakkını ortadan kaldırıyor. Siviller üzerinde bir baskı ve sindirme mekanizması oluşturuluyor. 7 Ekim’den bu yana devam eden saldırılar ve soykırım suçlamalarıyla karşı karşıya kalan İsrail’in, bu yasa ile savunmasız sivilleri hedef alan eylemlerini meşrulaştırmaya çalıştığı ifade edildi.

Uluslararası Hukukun İhlali ve Mücadele Çağrısı

Filistin’deki hukukçular ve insan hakları savunucuları, bu yasayı iptal ettirmek için Yüksek Mahkemeye başvurmuş durumda. İzmir’deki hukukçular da bu mücadeleye destek çağrısında bulundu. Bu hukuki mücadelenin Türkiye’de ve dünyada daha yüksek sesle dile getirilmesi gerektiği vurgulandı. İsrail’in varlığının artık sadece Filistin için değil, Ortadoğu ve tüm dünya için bir güvenlik sorunu haline geldiği belirtildi. İsrail parlamentosunun kabul ettiği bu ‘katliam yasası’, uluslararası hukuk düzenlemelerine açıkça aykırı bulunuyor. Özellikle idam cezasının uygulanmasına ilişkin uluslararası standartlar ciddi şekilde ihlal ediliyor.

İsrail’in taraf olduğu Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nde idam cezası çok dar bir çerçeveye tabi. Sadece ‘en ağır suçlar’ için, sıkı usul güvenceleri altında ve keyfilikten uzak şekilde uygulanabilir. Ancak İsrail’in yeni yasası, ‘terör’ kavramını geniş ve belirsiz kullanarak idam cezasının kapsamını genişletiyor. Askeri mahkemeler için bu cezayı fiilen zorunlu hale getiriyor. Bu yasa ile idam cezalarının keyfi olduğu ve uluslararası hukukla bağdaşmadığı açıkça görülüyor. Düzenlemenin, Filistinlilere yönelik bir ‘apartheid’ uygulaması olduğu iddia ediliyor.

Ayrıca, bu düzenleme işgal altındaki topraklarda uygulanmasıyla da uluslararası insancıl hukukla çelişiyor. 1949 tarihli IV. Cenevre Sözleşmesi’ne göre, işgalci gücün cezai yetkileri oldukça sınırlı. Bu yetkilerin, işgal altındaki nüfusun korunması amacıyla kullanılması gerekiyor. İzmirli hukukçular, sadece bu yasanın varlığının bile tek başına bir savaş suçu niteliği taşıdığını vurguladı. Hukukçular Derneği olarak Birleşmiş Milletler nezdinde hukuki girişimlerde bulunulduğu da açıklandı. Keyfi tutuklamalar, yargısız infazlar, işgal altındaki topraklarda insan hakları ve işkence gibi konularda özel raportörlere başvurular yapıldı.

Son olarak, Hukukçular Derneği tüm hukukçuları, insan hakları savunucularını, sivil toplum örgütlerini ve vicdan sahibi insanları İsrail’in bu yasal düzenlemesine karşı durmaya davet etti. İsrail’in insanlığa karşı işlediği eylemlere karşı sesini yükseltmek ve Özgür Filistin için hukuki ve sivil mücadeleye katılmak büyük önem taşıyor. Bu konuda İzmir’den yükselen ses, hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına verilen değerin bir göstergesi oldu.

İlgili Haberler

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar